Londra Moda Haftası'nın 2027 ilkbahar/yaz sezonu podyumları kapandığında geride tek bir soru kalmıştı: iç çamaşırı ne zaman bu kadar cüretkâr bir dış giyim malzemesi hâline geldi? Who What Wear, The Zoe Report ve Fashionista'nın haftaya dair değerlendirmeleri, birbirinden bağımsız şekilde aynı sonuca varıyor: sezonun baskın anlatısı, dantel jüponların, saten sütyenlerin ve süslü külotların artık gizlenecek bir şey değil, vitrine çıkarılacak bir tasarım unsuru olarak sunulması. Fashionista'nın haberine göre sütyen-etek ikilisi doğrudan "2027 ilkbaharının resmî üniforması" ilan edilirken, Who What Wear bu akımı "Big Knicker Energy" başlığıyla okuyucularına duyurdu.
Sezonun baş trendi: İç giyimden ilhamla dış giyim
Simone Rocha, The Zoe Report'un aktardığına göre oversize gül aplikeli kırmızı külotları podyuma taşırken, Erdem boncuk ve payetle işlenmiş sütyen-külot takımlarını tüy bolerolar ve opera manto ile eşleştirdi. Yuhan Wang ekose desenli iç giyim parçalarını katman katman giydirirken, Natasha Zinko'nun minimalist slogan baskılı külotları ve kiliflenebilir cepli deri parçaları dikkat çekti. KNWLS ise pudra pembesi saten iç giyim parçalarıyla listeye eklendi.
Who What Wear'in derlemesine göre bu akım tesadüf değil: sezon boyunca en çok konuşulan beş koleksiyondan dördü, iç giyimi bir şekilde dış giyime dönüştürdü. Bu, markaların gizlenen kadın bedenini yeniden merkeze koyma çabası olarak okunabilir; kırılganlığı zayıflık değil, bir tasarım gücü olarak sunan bir yaklaşım.
Sitemizde En Çok Tercih Edilenler
Haftanın en çok takip edilen randevularından biri de Christopher Kane'in Mulberry'deki ilk koleksiyonuydu; Fashionista'nın haberine göre marka, yeni yaratıcı yönüyle hem ekose yağmurluk hem de organze denemeleriyle bu iki ayrı trendi tek çizgide buluşturdu. Bu tür yaratıcı direktör değişimleri, bir moda haftasının ticari gündemini de belirliyor: alıcılar ve editörler, yeni ismin markaya nasıl bir kimlik kazandıracağını ilk kez podyumda test etme fırsatı buluyor.
İsimler ve imzalar
- Simone Rocha — deri ve saten külot, gül aplikeli oversize külot
- Erdem — payetli sütyen-külot takımı, kristal kaplı tulum ve elbiseler
- Yuhan Wang — ekose iç giyim, dantel kamisol elbiseler
- Natasha Zinko — slogan baskılı ve deri, kiliflenebilir külot tasarımları
- KNWLS — pudra pembesi saten iç giyim parçaları
Boudoir estetiği: nostaljik bir romantizm dalgası
İç giyim trendiyle iç içe geçen ikinci bir katman da "boudoir dressing" olarak adlandırılan romantik, vintage esintili bir çizgi. Ashley Williams ve Simone Rocha'nın dantel kamisol elbiseleri, Erdem'in tüy boleroları ve opera mantoları, altın çağ sinemasının yatak odası zarafetini andırıyor. Bu estetik, ipek jüponu ve tüylü kaftanı gündüz kıyafetine taşıyarak, kadınlığı kırılgan değil, kendine güvenen bir dille yeniden yazıyor.
Fonksiyonelden dekoratife: yağmurluklar ve organze
Trendin ikinci ekseni ise beklenmedik bir yerden, İngiliz ikliminin klasik pratik parçası olan yağmurluktan geldi. Roksanda çizgili desenlerle, Mulberry ve Burberry ekose motiflerle, Toga ve Keburia ise vinil ve plastik dokularla yağmurluğu sıradan bir ihtiyaçtan bir podyum parçasına dönüştürdü. Aynı sezonda organze de beklenmedik bir çok yönlülük sergiledi: Mulberry altın ve sedefli yamalarla, Ahluwalia saçak ve spor giyim detaylarıyla, Alexander McQueen ise hacimli omuzlar ve fırfırlarla organzeyi karanlık ve asi bir siluete taşıdı.
Renk ve doku: pembe dalga ve tül detayları
Who What Wear'in gözlemine göre bu sezonun rengi tartışmasız pembe. Jüponlardan uzun deri opera eldivenlerine kadar hemen her parçaya sızan canlı pembe tonu, Barbiecore estetiğinin İngiliz moda evlerinde yeniden canlandığının işareti. Simone Rocha, Richard Quinn ve Bora Aksu'nun hacimli tüllü etekleri de bu prenses siluetini tamamlayan bir diğer ortak payda oldu. McQueen'in taş işlemeli siyah takımları, Erdem'in kristal kaplı külot ve tulumları, Burberry'nin çok renkli çiçek aplikeleri ise sezonun "detayda gösteriş" eğilimini pekiştiriyor.
Bu trend ne anlatıyor?
Londra'nın bu sezonki ortak dili, minimalizme karşı bilinçli bir tepki gibi okunabilir. İç giyimi dışa çıkarmak, kırılganlığı sergilemek, pembeyi ciddiyetle kullanmak — bunların hepsi, sokak modasının son yıllarda benimsediği "sessiz lüks" çizgisinin tam karşı kutbunda duruyor. Moda haftası takvimi şimdi Milano'ya kayarken, Londra'nın bu cüretkâr, oyuncu ve kişisel duruşu, sezonun geri kalanı için de bir referans noktası olmaya aday. Marka ölçeğinde küçük ama sesi yüksek olan bu isimlerin ortaya koyduğu vizyon, 2027 ilkbahar/yaz raflarına ne kadar sadık kalarak taşınacak, asıl merak edilen soru bu olacak.









